Gülüşleri dağlara çizilen yoldaşlara… Komutan AŞKIN’a, yoldaş BAKIŞ’a…

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından karşılıyor bizleri yüzünde gülüşü eksik olmayan Aliboğazı komutanı Aşkın yoldaş. İçten, sımsıkı bir gerilla kucaklaşmasıyla sarılıyoruz birbirimize ve daha terimiz soğumadan başlıyoruz geride bıraktığımız yılların özlemiyle sohbetimize.

Sohbeti koyulaştıran, derinleştiren, uzun zamandır görüşememenin biriken yoldaş özlemidir. Bozan-Hozat-Çemişgezek’in yaylacıları, köylüleridir, konuşulan. Onların durumu-sorunları-sıkıntıları hakkında en fazla bilgi sahibi olan yoldaşlardan biridir Aşkın yoldaş. Elinde kleşi, belinde eksik etmediği tabancasıyla tam Dersim-Çemişgezek 38 direnişçilerini andırıyor. Bozan’daki yaylacıların önemli bir bölümü Aşkın yoldaşın köylüsü ve yakın akrabalarıdır. Zorla boşaltılan köylerin, dağıtılıp dört bir yana savrulan toprağın mazlum insanlarıdır, Bozan’ı mesken eyleyenler. Küçük çocuklar gerillayı anneleri babaları kadar sever ve özlerler.

Aşkın yoldaşla yaylacılar arasında doğallığında içten bir bağ ve yakınlık vardı. Bu hem aynı toprağın insanı olmaktan hem de yoldaşın içten ve sempatik olmasından kaynaklıydı. Aşkın yoldaş, yaylalara çıktığında hiç eli boş dönmezdi. Mutlaka çıkını-torbası dolu olurdu. Düşman hareketliliği hakkında bilgiyle dönen Aşkın yoldaş başlardı, diğer sorumlu yoldaşlarla yeni bir eylem önerisi üzerinde tartışmaya. “Düşmanı darbelemek için ne yapabilirim” konusunda kafa yorar, tartışır, görüş alışverişinde bulunurdu.

Ağustos ayının yakıcı sıcağında düşmana yönelik en az iki-üç eylem çıkarma girişimi oldu. Düşmanın konumlanabileceği noktaya halk patlayıcısı yerleştirme, uzaktan izleyerek etkili mesafeden darbeleme pratik ve girişimleri oldu. Ayrıntılı planlamadaki bazı eksikliklerden kaynaklı kaçan fırsatlara bazen de “gelmeyen düşmana” hayıflanır, üzülürdü.

Bu kez Çemişgezek merkezine yönelik eylem gerçekleştirme düşünce ve planı devreye girer. Başladılar, üç yoldaşla birlikte etkili bir halk patlayıcısı yapma pratiğine. Nemlenen   gübreyi yeniden değerlendirmek için neler yapılması gerekiyorsa bir bir denendi. Bir yandan bu çalışma yürütülürken diğer yandan Taxar da el yapımı hazırlanmış mayın patlatılır. Patlama sesi duyulur duyulmaz Bakış-Aşkın-Orhan yoldaşlar başta olmak üzere herkes dalardı dereye.

Aşkın yoldaşla birlikte bir yoldaş tamamlanan halk patlayıcısını, eylemin pratik uygulaması için başka iki yoldaşı görevlendiriyorlar. Ve sabırsızlıkla bekliyoruz, eylem haberini. Ancak ses yok. Pratik uygulayıcılardan kaynaklı ayrıntısı hesaplanmayan bir aksilik olduğunun bilgisi geliyor. Haber bizleri üzüyor. Her yoldaş gibi Aşkın yoldaş da üzülüyor. Üzüntümüzü Hozat gücünün askeri bir karakola yaptığı eylem sonlandırıyor. Eylem haberi cihazdan verilince sevinç dalgası sarıyor her tarafı. Eylemi gerçekleştiren yoldaşlar da uzun bir hazırlık süreci yaşamışlar. Onlar da araziye ilişkin bazı hesap hataları yapmışlar. Ancak ısrar ve kararlılık sonucu hatalar giderilerek düşmanın hiç   beklemediği yerde ve saatte saldırı gerçekleştirmişler. Eylemi gerçekleştirenlerin ağırlıklı olarak kadın yoldaşlar olması sevinç ve coşkuyu daha da artırıyor. Eylem dönemin en başarılı ve etkili eylemlerinden ikincisi olarak değerlendiriliyor. Eylemi gerçekleştiren yoldaşlar kutlanıyor, başarılarından dolayı selamlanıyor. Eylemin mayıs ayında şehit düşen Sinan ve Murat yoldaşların anısına gerçekleştirildiği bilgisi veriliyor. Bakış-Orhan-Aşkın ve diğer yoldaşlar da büyük bir sevinç yaşanıyor.

“Yoruldum-yapamam” kelimeleriyle başlanan cümleler, en fazla yabancı oldukları cümlelerdi onların. Büyük bir idealin sıra neferleri gibi yaşadılar. Bakış yoldaş, gerillanın güleryüzlü kahkaha dolu çocuğu, herkesin yoldaşı, anlatılması en zor yoldaşlardan biriydi. Bakış ve Aşkın yoldaşların gerillaya katıldıkları ilk dönemdi. Düşmanın yine Aliboğazı’na yönelik saldırı hazırlığı içinde olma olasılığının yüksek olduğu günleri yaşıyoruz. Gerilla konumlandığı her noktada hem saldırı hem de savunma mevzileri hazırlıyor. Olası bir hava hareketliliğine karşı saldırı gerçekleştirecek kobraları darbeleyecek şekilde mevziler yapılıyor. Ve bekleniyor. Saldırı makinesi gibi çalışan kobraların gelmesi bekleniyor. Komutan yoldaş ciddi ve önemli uyarılar yapıyor. “Bırakın kobralar roketlerini boşaltsın.  Kobralar Aliboğazı’ndan çekilmeye başladığı an yani son turlarını atmaya doğru saldırı gerçekleştireceğiz. İlk ateşi ben açacağım. Ben ateş etmeden kimse ateş etmesin. Ateş açmam eylemin başlangıcı olacaktır. Anlaşıldı mı?” Hiçbir yoldaştan ses çıkmaz. Sessizlik, açıklamanın anlaşıldığının yanıtıdır.

Kobra canavarının motor sesi duyulmaya başlayınca her yoldaş önceden hazırlanan mevzilerde yerlerini aldı. Herkes sabırsızlıkla ve büyük bir heyecanla beklemeye başladı. Kobralar ilk roketlerini vadinin sağına soluna boşaltmaya başladılar. Barut kokusu vadiyi kapladı. Vadinin birçok noktasından duman yükseldi. Bizlerin çok ilerisinde konumlanan yoldaşların ilk RPG saldırısı isabet almıyor. Ve kobralar turlarını atmaya devam ediyor. Vadi boyunca kobralara saldıracak bir konumda ikişerli bir şekilde yoldaşlar konumlanmış. Önümüzden, üstümüzden uçmaya başlayınca komutan yoldaşın saldırı komutu gelmeden “Bizim Canavarlar” Bakış ve Aşkın yoldaş, kobraya ateş etmeye başlıyor. Öyle bir öfke ve kinle ateş ediyorlar ki bıraksan kobranın pilotunu alıp gelecekler misali hareket ediyorlar. Ateş sesini duyan diğer noktalardaki yoldaşlar da ellerindeki “bxc-karnas-kleş”lerle ateş açmaya başlıyorlar. Kobra darbe alıyor. Ancak darbeler çok etkili olmadığından arkasına bakmadan vadiyi terk ediyor. Yoldaşlar da hem büyük bir sevinç hem de eylemin başlangıç komutunu beklememekten kaynaklı yaşanan burukluk yaşanıyor. Komutan yoldaş sesleniyor “kimdi yoldaşlar ben komut vermeden ateş edenler?” Mahallenin “afacan çocukları” gibi Bakış ve Aşkın yoldaş sessiz bir şekilde başları önlerinde duruyor. Komutan yoldaş, Aşkın ve Bakış yoldaşlara özel olarak soruyor “kimdi ilk ateş açan? Neden komutumu beklemediniz? Bakın daha etkili vurma, kobayı darbeleme fırsatını kaçırdık”. İki yoldaş “Yoldaş! Bir yerlerden ateş sesini duyunca biz de sen sandık. Başladık ateş etmeye!” Komutan yoldaş biraz sinirli bir şekilde “yahu ben nereden ateş ettim? İlk ateş sizin taraftan geldi. Ben sizlerin ateşi üzerinden başladım ateş etmeye!” Komik bir durum yaşanmıştı. Gerillanın afacan çocukları Bakış ve Aşkın yoldaşlar, saldırı emrini beklemeden ilk saldırıyı gerçekleştiriyorlar. Ve kobralar arkalarına bakmadan darbe alarak kaçıyor.

Aşkın ve Bakış yoldaş, düşmana yönelik birçok saldırı eylemlerinde yer alıyor. Korkusuzluklarını sayısız kez gösteriyorlar. Ve bundandır ki Aşkın ve Bakış yoldaşlar son pratiklerinde de büyük bir fedakarlık ve kahramanlık örneği göstererek şehit düştüler. Gerillanın esmer gülüşlü kara çocukları, sevimli “afacan çocukları”, yoldaşlarımız direniş ve kahramanlığın en yalın en doğal örneklerini gösterdiler. Bakış yoldaşı tanıyıp, onu sevmeyen onun yoldaşlığını yaşamayan var mıdır? Hangi çoban, hangi yaylacı, hangi Dersim köylüsü onu tanıyacak da sevmeyecek? Emekçiliği çalışkanlığı, fedakarlığı, pratikçiliği, yoldaş sevgisiyle dolu yüreğiyle gerillanın sevimli kara çocuğuydu. Onu ilk gören her HPG gerillası önce Kürt olduğunu zanneder. Tokatlı bir emekçi köylü olduğunu öğrenmelerine karşın herkes onu bir Kürt gerilla gibi kabul eder, bağrına basardı. O tıpkı Ferdi Karacan yoldaş gibi bir yanıyla Türk Alevi diğer yanıyla Kürt idi. Kalbinin bir yanı her türlü şovenizm zehrine panzehir olmuş Tokatlı bir gerillaydı. Diğer yanında ise ezilen her emekçi halkın rengi vardır.

Bizim yoldaşlarımız BAKIŞ-AŞKIN-ORHAN-HAKAN-MURAT emekçilere ait her rengin, her dokunun insanlarıdır. İlla ki Kürt mü olmalıdır, Kürt halkını anlamak için? İlla ki de Alevi mi olmak lazım Alevi emekçilerini anlamak için? İlla ki kadın olmak mı lazım kadın emekçileri anlamak için? Gerillanın değişmeyen evrensel devrimci değerleri vardır. İsminin başında “gerilla” yazılıdır. Onların gözlerindeki her renk Kürdün mazlum rengidir. Alevi’nin yalnızlık resmidir. Kadınların ezilmişlik resmidir. Ezidi’nin-Ermeni’nin katliam resmidir. Sömürü ve zulmün var ettiği bütün kötülüklere isyan resmidir. Çünkü onlar “gerilla”dır.

HASRETİNİZDİR ŞİMDİ DAĞLARA DOLAN… YOLDAŞ GÜLÜŞÜNÜZDÜR DAĞLARA ÇİZİLEN! ŞİMDİ ALİBOĞAZI’NDA PARLAYAN HER YILDIZDA, IŞILDAYAN AKŞAM NEHİRLERİNDE SİZLER VARSINIZ…

 

Rojava’dan bir yoldaşınız